‘Tom Barrack’ın sözleri Öcalan’ın görüşlerini hatırlatıyor’
Emekli Kurmay Albay Ünal Atabay’a göre ABD’nin özel temsilcisi Tom Barrack’ın sözleri ile terör örgütü PKK elebaşı Öcalan’ın görüşleri arasında paralellik var. Ortadoğu’da ulus devletlerin parçalanmasının hedeflendiğini dile getiren Atabay, bunun İsrail’in güvenliği için amaçlandığını belirtti.
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Thomas Barrack, Suriye’nin idari yapısına ilişkin yeni bir açıklama yaptı. Federasyon benzeri bir yapının düşünülebileceğini belirten Barrack, “Herkesin kendi bütünlüğünü, kendi kültürünü, kendi dilini korumasına izin veren ve İslamcılık tehdidi olmayan bir yapı düşünülmeli” dedi.
Washington Post’un haberine göre ABD, Suriye’nin idari yapısına ilişkin görüşlerini değiştirdi ve bu görüş farkı Barrack’ın sözlerine de yansıdı. Daha önce Suriye için güçlü bir merkezi devlet öneren ve özellikle azınlıkların adem-i merkeziyetçilik taleplerine kapıyı kapatan Barrack, bu kez ‘federasyonon biraz altında’ bir model önerdi.
Barrack, gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bir federasyon değil ama onun biraz altında, herkesin kendi bütünlüğünü, kendi kültürünü, kendi dilini korumasına izin veren ve İslamcılık tehdidi olmayan bir yapı düşünülmeli” dedi.
Barrack, geçen ay yaptığı açıklamada adem-i merkeziyetçilik söylemlerine karşı çıkmış ve Suriye’nin merkezi bir ulus devlet olması gerektiğini belirtmişti. Bunun ardından Süveyda’da Dürziler ve Arap aşiretler arasında çatışma çıkmış, HTŞ yönetimi bölgeye silahlı güçlerini göndermiş, İsrail de devreye girmişti.
Suriye’de Dürzilerin Ulusal Muhafızlar ilanını, Ahmed eş-Şara’nın hatalarını, ABD özel temsilcisi Tom Barrack’ın açıklamalarını ve Türkiye’nin konumunu, Emekli Kurmay Albay Ünal Atabay ile konuştuk.
‘Ahmed eş-Şara, devlet başkanlığı görevini üstlenecek kapasitede değilmiş’
Suriye’de Ahmed eş-Şara’nın devlet başkanlığı rolünü üstlenebilecek kapasitede olmadığının artık belli olduğu değerlendirmesinde bulunan Ünal Atabay, anayasadan seçimlere, azınlıklara müdahaleden otorite tesis edilememesine kadar Suriye’nin çok ciddi sorunlarla baş başa olduğunu vurguladı:
“Suriye meselesini uzun bir süre konuştuk. Küresel ve bölgesel aktörlerin buradaki dinamiklere etki ettiğinden, dolayısıyla burada Türkiye dışında da örneğin ABD-İsrail gibi aktörlerin etkin olabileceğinden bahsettik. Yani beklentilerimiz dışında gelişmeler yaşanabileceğini biliyorduk. Tabii olaylara farklı pencerelerden bakmak yerine ideolojik açıyla bakarsanız yanılabilirsiniz. Suriye sahası, askeri ve diplomatik açıdan aktif bir fay hattı üzerinde yer alıyor. Burada idari, askeri ve hukuki sorunlar var. Birleşik bir Suriye henüz oluşmadı mesela. Dokuz ay olduğu, zaman alacağı söylenebilir ancak yarının gelişini bugünden görebiliyoruz bazı konular açısından. Riski ve tehdidi iyi algılarsak ona göre tedbir geliştirebiliriz. Türkiye’nin ulusal çıkarları açısından bu şekilde bakmak gerekiyor. Eğer bazı sorunlar görmezden gelinir, sümenaltı edilirse tedbir almakta gecikiriz ve sürprizlerle karşılaşırız. Üç temel sorun var Suriye’de. Hukuki sorun devam ediyor. Anayasal süreç hazırlıkları var. Tam katılımcı anayasa çalışması şu anda ufukta görünmüyor. Seçim yapılacak. Seçimde 210 milletvekili olacak. 70 kişiyi Ahmed eş-Şara tayin edecek. Diğer üçte birini komiteler seçecek. Komiteleri de Şara belirliyor. Yani insanlar gidip sandıkta oy kullanmayacak. Böyle seçim mi olur Allah aşkına? Bu seçim falan değil. O zaman halkın bir kısmı memnun, diğer kısmı memnuniyetsiz olur. İstikrar sağlamak istiyorsanız halka dayanacaksınız, tabana dayanacaksınız. Bunu sağlayamazlarsa olmaz. Korkuyla bir müddet daha gider sonra iç çatışma ve istikrarsızlık doğar. Azınlıkların bir kısmı Suriye’de merkezi otoriteyi kabul etmiyor. Bu da ikinci sorun. Üçüncüsü de çok aktör var, çok fazla çıkar var.
Burada farklı ajandaları taşıyan bu aktörler sebebiyle bir sorun var. Taraflar, çözümlerini güç kullanarak dayatmaya çalışıyor. Hem merkezi otorite hem ona karşı duruş gösteren Dürziler, SDG’ler, Nusayrilerin bir kısmı vs. bunu yapıyor. Bu ne demek? Yeni bir iç savaş ve bölünme demek. Bölgesel güçler de böyle bir çatışmaya dahil olabilir. Süveyda’da el-Hicri ‘Kendi kaderini tayin hakkı istiyoruz’ diyor. Ulusal Muhafızlar diye bir teşkilatlanma kurdu. ‘Bizi ABD ve İsrail destekledi, onlar kurdurdu bu yapıyı’ diyor. Açıkça söylüyor. Hemen arkasından Nusayri-Aleviler de benzer bir harekete girişti. Alevi-Nusayri meclisi kurma girişimleri olduğu yönünde bir bilgi çıktı ortaya. Lazkiye-Tartus civarı. Ahmed eş-Şara benim gördüğüm kadarıyla Suriye sahasında bu yeni rolü omuzlayacak kapasitede birisi değil gibi görünüyor. Tabii zıt yapılar var burada. İdeolojik, etnik ve siyasi zıtlıklar var. Bunları bir araya getirmek ne kadar kolay olacak? 8 Aralık 2024’ten sonra birleşik bir Suriye tasavvur edilirken merkezi yönetimin yaptığı bazı hatalardan dolayı geriye gidiş oldu. Dürzilere yönelik, Süveyda’ya yönelik Bedevi aşiretlerini kullandılar. Bunun yerine asayiş güçlerini kullansalar Dürzilerle bu noktaya gelinmezdi. Bu stratejik ve idari bir hata. Bu neyi tetikledi? Alevileri ve Nusayrileri. Kim cesaretlendi? YPG/SDG cesaretlendi. Bir kopuş oluştu. Devlet dışı aktörleri kendi içerinizde kullanırsanız böyle olur. Halk devletle çatışsa da bunu kabul edebilir. Ancak devlet dışı aktörlerle diğerlerinin üstüne çullanmaya çalışırsanız, devlet olma vasfına sıcak bakmaz toplumlar. Kopuş olur. Devlet yönetmek bu kadar kolay değil.”
‘Tom Barrack, ulus devletlerin İsrail için tehdit olduğunu söylüyor. Dolaylı yoldan Türkiye’yi de hedef alıyor olabilir’
Emekli Kurmay Ünal Atabay’a göre Tom Barrack, ulus devletleri hedef alırken Türkiye’yi de hedef alıyor olabilir. ABD ve İsrail’in Suriye’de merkezi yönetimden uzaklaşarak parçalanmış bir yapıya ulaşmak için söylemlerini zamana yayarak alıştırma taktiği izlediğine dikkat çeken Atabay, şunları kaydetti:
‘Tom Barrack’ın sözleri Öcalan’ın görüşlerini hatırlatıyor’
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın “Bilad-üş Şam” sözlerinin, Türkiye dahil bölgedeki ulus devletleri hedef aldığına işaret eden Atabay, bu söylemin terör örgütü PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan’ın görüşleri ile paralellik çizdiğine dikkat çekti:
