Güney Amerika Uzmanı Soner: Venezüella’da ordu-halk birlikteliği savunmaya hazır
Güney Amerika Uzmanı Yunus Soner, Venezüella’nın ABD baskısı karşısında ordu-halk seferberliğini güçlendirdiğini belirterek, Latin Amerika’da Washington’a karşı genişleyen dayanışmaya dikkat çekti. Soner, buna karşın asıl çözülmenin Trump yönetimi ve Amerikan ordusunda yaşandığını ifade etti.
Latin Amerika, uzun yıllardır görülmeyen ölçekte bir jeopolitik sarsıntının eşiğinde. ABD’nin Venezuela üzerindeki askerî ve siyasi baskıyı artırması, sadece Venezuela’da değil tüm bölgenin güvenlik denkleminde domino etkisi yarattı. Bir yandan Venezuela yönetimi olası bir müdahaleye karşı kapsamlı bir seferberlik ilan ederken, diğer yandan Kolombiya’dan Meksika’ya, Ekvador’dan Brezilya’ya uzanan geniş bir hatta Washington’ın bölgedeki müdahale kapasitesi tartışmaya açıldı.
Bölge ülkelerinde uzun süredir biriken anti-emperyalist duyarlık yeniden yüzeye çıkarken, ABD’nin ‘arka bahçe’ yaklaşımına yönelik tepki hem siyasal hem toplumsal düzeyde güçleniyor.
Bu süreçte dikkat çeken bir başka unsur ise, ABD içinde yaşanan siyasi ve askerî gerilimler. Washington’ın Latin Amerika politikası içeride tartışma yaratırken, bazı üst düzey askerlerin görevden ayrılması, Amerikan ordusunun da bu krizden etkilendiği yönündeki değerlendirmeleri güçlendiriyor. Ortaya çıkan tablo, yalnızca bir Venezuela-ABD gerilimi değil; bölgesel güç dengelerinin yeniden şekillendiği daha geniş bir dönüşüme işaret ediyor.
Radyo Sputnik’te yayınlanan İsmet Özçelik’le Ankara Farkı programının konuğu Venezuela, Küba ve Nikaragua Ortak Devlet Televizyonu teleSUR’un Türkiye Temsilcisi ve Güney Amerika Uzmanı Yunus Soner oldu. Programda ABD-Venezuela gerilimini değerlendiren Soner, şunları söyledi:
‘Venezuela en kötü senaryoya hazırlanıyor’
Güney Amerika Uzmanı Soner’e göre Venezuela, ABD’den gelebilecek her türlü saldırı ihtimaline karşı tam seferberlik durumunda. Ordunun halkla bütünleşik yapısı ve Bolivarcı ideolojik dayanıklılık sayesinde Küba benzeri bir halk savunması konsepti izlediğini belirten Soner, kara harekâtı ihtimalinin düşük görüldüğünü, ancak ülkenin en kötü senaryoya hazırlandığını kaydetti:
“Şu anda Venezuela hükümeti açısından bakarsak; onlar her türlü duruma hazırlanıyorlar. Amerikalıların bir çıkartma yapması, belki bir kıyı kasabasını ele geçirmesi ya da nokta atışlarıyla füze saldırıları yapmasına karşı Venezuela hükümeti zaten haftalardır hem seferberlik ilan etti hem milis güçlerini seferber etti. Milis güçlerine halktan yeni katılımlar oldu, insanlar bu savaşa katılmak için kayıt oldular; tatbikatlar yapıldı ve düzenli olarak yapılıyor. Yani Venezuela en kötü senaryoya hazırlanıyor. Ancak en çok beklenen senaryo bu değil. Bunun daha çok psikolojik savaş olduğu vurgulanıyor, bu Maduro tarafından da ifade edildi. Bu psikolojik savaşa boyun eğilmeyeceği de net bir şekilde ifade ediliyor. Venezuela’daki ağır basan eğilim ABD’nin Venezuela’ya yönelik bir kara harekâtı yapmayacağı yönünde. Ama dediğim gibi Venezuela devleti, ordusu, halkı (ki bu önemli bir unsur. Orada ordu-halk birliği çok temel bir konsept) en kötü senaryoya hazırlanmış durumdalar.
Ordunun halkın içinden gelen, ideolojik olarak çok sağlam, çok Bolivarcı bir kurum olması, halk ile iç içe olması ve bir seferberlik halinde sadece ordu ve milis değil, bütün halkın seferber edilecek olması bence burada kilit mesele. Venezuela biraz Küba’ya benziyor. Venezuela’nın ABD’yi askeri olarak yenme iddiası yok, Küba’nın da yoktu. Küba devriminden sonra 11 milyon nüfuslu bir ülke o zamanki dünyanın iki süper gücünden birini askeri olarak yenemeyeceğini biliyordu. Burada konsept bir halk savunması konsepti. İdeolojik temelleri sağlam olan, halkla ilişkileri çok iyi olan, halkı seferber eden ve karşı tarafa zaiyat verecek, anında bir gerilla savaşına geçebilecek bir orduya sahip olmak üzerine kurulu savunma konsepti.”
‘Bolivar’ın kılıcı sömürge karşıtı savaşın simgesi’
Bolivar’ın savaşlarda kullandığı kılıcın bugün Latin Amerika’da sömürge karşıtı mücadelenin en güçlü sembollerinden biri olduğunu belirten Soner, “Bolivar’ın kılıcı; Bolivar’ın zamanında yanılmıyorsam Peru’da savaşta kullandığı bir kılıç ve bugün sömürge karşıtı savaşın sembolü olarak korunuyor. Ben o kılıçları Genel Kurmay Başkanlığı’nın özel müze bölümünde görmüştüm. Trump yeni seçildiğinde onun özel temsilcisi Richard Grenell vardı. Grenell, Maduro ile temas kurdu, Karakas’ı ziyaret etti ve Maduro Richard Grenell’e o kılıçları gösterdi. Çok sembolik ve net bir mesaj. Bu kılıçların büyük bir anlamı var, Bolivar bütün kıta için en büyük lider” dedi.
‘Bütün Güney Amerika ABD’ye karşı birleşiyor’
Güney Amerika’da genişleyen bir Amerikan karşıtı birlik oluştduğunu ifade eden Soner, Kolombiya-Venezuela yakınlaşması bölgenin kilidi haline geldiğine dikkat çekerek, Meksika ve Ekvador da dâhil birçok ülkenin, Washington’ın müdahale tehditlerine karşı ortak tavır aldığını söyledi:
‘Venezuela arka bahçe konseptine isyanın lideri’
Soner’e göre Venezuela, ABD’nin “arka bahçe” söylemine karşı direnişin bölgesel lideri konumunda. Venezuela’nın petrol satışını reddetmediğini; ancak ABD’nin kaynakları “yok pahasına” kontrol etme modeline karşı çıktığının altını çizen Soner, Venezuela’nın ölçeği ve siyasi iddiası nedeniyle özellikle hedef alındığını vurguladı:
“Venezuela petrolünü ABD’ye satmayı reddetmiyor. Tam tersine, Maduro hükümeti ABD ile bu konuda anlaşmaya, petrolünü satmaya, beraber yatırım yapmaya hazır. Bunu reddetmiyor. Hiçbir zaman reddetmedi. Venezuela’nın reddettiği şey şu; ABD’nin petrolleri yok pahasına alıp götürmesini; yani vergisini ödememesini, kazancının hiçbir şekilde Venezuela’da yatırıma sevk edilmemesini, bütün alt yapının, rafinerilerin vs. ABD’ye veya onun şirketlerine ait olmasını reddediyor. Kavga petrol alanında biraz buradan kopuyor. Venezuela’nın komşusu Guayana’nın yaptığı tam da bu; küçük, zayıf bir ülke, bir anti-emperyalist geçmişi olmayan bir ülke. ABD oranın petrolüne ve doğalgazına çöktü. Venezuela bunu reddediyor. Bence mesele petrol ile de sınırlı değil.
Bugün geldiğimiz noktada ‘arka bahçe’ konsepti bu ülkelerin müttefiklerini, ticari ortaklarını seçmelerini engellemeye yönelik bir girişim ve burada Venezuela açısından baktığınız zaman en öne çıkan Rusya, Çin, İran ve tabii ki Türkiye. Machado Türkiye’nin Venezuela ile ilişkilerini de çok sert eleştirmişti. Dolayısıyla sadece Venezuela değil, bütün Latin Amerika ülkelerinin ticari anlamda özellikle Çin ile geliştirdikleri ilişkiler, güvenlik alanında birçoğunun Rusya ile geliştirdikleri güvenlik işbirlikleri… Bu tür girişimlere karşı ‘Arka bahçem benimdir. Burada benim dışımda kimse at koşturamaz’ gibi bir kavga da veriliyor, bu kesin. Venezuela da bu arka bahçe konseptine isyan eden ülkelerin lideri. Venezuela aslında çok büyük bir ülke. Nüfusuna, kaynaklarına, coğrafyasına baktığınız zaman ölçeğinin çok daha etkisi olan, çok daha büyük iddialar taşıyan, çok kutuplu dünya iddiasını Güney Amerika’da temsil eden bir ülke, bu açıdan da lider bir ülke. Bu yüzden de hedef alındığını düşünüyorum.”
‘Amerikalı askerler istifa ediyor’
Venezuela üzerindeki baskıya rağmen tek bir Venezuelalı subayın bile istifa etmediğini, buna karşın ABD’nin Güney Amerika kuvvetlerinden sorumlu komutanının görev süresi dolmadan emekliliğini isteyerek fiilen istifa ettiğini vurgulayan Soner’e göre bu tablo, askeri güç dengesinden ziyade rejim istikrarı açısından ABD’deki kırılganlığı, Trump yönetiminin içeride ciddi bir sarsıntı yaşadığını gösteriyor:
