Dolar 43,6148
Euro 51,4612
Altın 6.840,38
BİST 13.517,96
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 15°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
15°C
Parçalı Bulutlu
Cts 14°C
Paz 11°C
Pts 11°C
Sal 9°C

Bir Ülkenin Aynası: Ödüller, bütçeler, aflar ve görmezden gelinenler

18 Aralık 2025 6:36 AM
22

MAZLUMDER’in 2025 Bireysel Mücadele Ödülü’nün Sırrı Süreyya Önder’e verilmesi, bu ülkede vicdanın hâlâ tamamen öldüğünü gösteren nadir işaretlerden biri oldu. Ödülün, Önder’in kızı Ceren Önder Kandemir tarafından “çocuklar adına” alınması ise ayrıca manidardı. Çünkü bugün Türkiye’de çocuklar, adaletin, eşitliğin ve liyakatin yokluğunun bedelini en ağır ödeyen kesimlerden biri. Adının mazlum olduğuna bakmayın. Haksızlığa uğrayanları savunduğunu söyleyen ama çeşmenin neredeyse tamamına sahip olan bir mirasçıya vermişler ödülü.

Devlet dediğimiz yapı artık vatandaşın hakkını koruyan bir mekanizma olmaktan çoktan çıktı. Bugün “devlet”, KPSS’den 100 alan gencin mülakatta elenip, AKP’li yöneticilerin yeğenlerinin, kuzenlerinin işe alındığı bir düzene dönüşmüş durumda. Liyakat bir kelime olarak var ama karşılığı yok.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı çıkıp “tarımda eksi yüzde on iki büyüdük” diyebiliyor. Kelimelerle oynayarak gerçeği gizlemeye çalışıyorlar. Büyüme dedikleri şey aslında küçülme. Başta fındık olmak üzere tarım bitirilmiş durumda. Üretici borç batağında, gençler toprağı terk ediyor. Tarımı mahveden bir iktidarın, ülkeyi ayakta tutması zaten mümkün değil.

Bu memlekette hayaller küçültüldü. Gençler mühendis, öğretmen, akademisyen olmayı hayal ederken bugün hızlara kasiyer, erkeklere kurye olmayı “şükredilecek iş” diye sunan bir düzen kuruldu. Emek değersizleştirildi, alın teri ucuzlatıldı.

Özgür Özel’in istismar skandallarıyla ilgili “Meclis nezle olursa, Türkiye kanser olur” sözü çok şey anlatıyor. Ancak gerçek şu ki Meclis artık nezle değil, entübe olmuş durumda; bunu fark eden yok ya da görmek istemiyorlar. Denetim yok, hesap sorma yok, utanç yok.

Bütçe rakamları ise bu düzenin önceliklerini açıkça gösteriyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın açıkladığı 2026 bütçesinde Diyanet’e 174 milyar 389 milyon lira, MİT’e ise 39 milyar 496 milyon lira ayrılıyor. Eğitim, sağlık, tarım ve sosyal destekler erirken, bu tercihler tesadüf değil; bilinçli bir siyasi tercihin sonucu.

Bir yandan da yaklaşık 1,5 milyon kişinin 1 Ocak 2016 öncesine ait Genel Sağlık Sigortası borçlarının silineceği açıklanıyor. Toplam 3,2 milyar TL’lik borç kaldırılıyor. Elbette borçların silinmesi olumlu; ama asıl soru şu: İnsanlar neden bu borçları biriktirmek zorunda kaldı? Bu yoksulluğun, bu çaresizliğin sebebi kim?

AKP iktidarı son 9 yılda adi suçluları erkenden salmak için tam 4 kez infaz affı çıkardı, şimdi 5’incisine hazırlanıyor. 2016, 2020, 2023 ve 2025’te çıkarılan aflarla en az 230 bin adi suçlu erken tahliye edildi. Sonuç ortada: Sokaklar güvensiz, çeteler cesur, suç sıradan hale geldi.

1991 yılında örgütten aldığı talimatla Bakırköy’deki Çetinkaya mağazasına molotof konteyli atıp, 1’i bebek (bunlara bu yüzden bebek katili diyoruz) 12 insanımızı diri diri yakan terörist Çetin Arkaş, cezasının son 15 yılını İmralı’da geçirirken geçtiğimiz günlerde serbest bırakılmıştı. 12 Türk vatandaşını diri diri yakarak öldürüp, hakkettiği cezayı da görmeyince, Bu şekilde Türk halkına nasihat eder, talimat verir durumda bulmuş kendisini. Müebbet hapse mahkum olan teröristin nasıl serbest kaldığı da kamuoyunda soruluyor. Hemen vatandaşlıktan ve ülkeden atılmalı halen terörü savunuyor.

AKP, ülkeyi suçlular, çeteler ve haydutlar için adeta bir cennete çevirdi. Buna karşılık emekliler… Onlar otel odalarında, tren garlarında, banklarda barınmaya ve ısınmaya çalışıyor. Bir ömür çalışmış, prim ödemiş insanlar, bugün hayatta kalma mücadelesi veriyor.

İşte Türkiye’nin özeti bu: Bir yanda ödüllerle onurlandırılan vicdanlar, diğer yanda yok sayılan milyonlar. Bu tablo değişmeden ne adalet gelir, ne huzur, ne de gerçek bir gelecek.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.