Dolar 43,9894
Euro 51,1397
Altın 7.306,96
BİST 12.933,40
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 13°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
13°C
Parçalı Bulutlu
Per 11°C
Cum 13°C
Cts 8°C
Paz 9°C

‘İran’ın Kürt bölgesine akış yolu açılması Türkiye’yi etkileyecek’

Güvenlik Analisti Suat Delgen’e göre Hürmüz Boğazı’nın savaşın ilk günlerinde kapatılmasıyla Rubicon geçildi. Devrim Muhafızları’nın savaşa iyi hazırlandığını ifade eden Delgen, ABD’nin karadan işgalinin olası olduğunu da belirterek Türkiye için kritik başlıklara değindi.

‘İran’ın Kürt bölgesine akış yolu açılması Türkiye’yi etkileyecek’
4 Mart 2026 6:06 AM
12

ABD ve İsrail’in sinyalini çok önceden verdiği ve 28 Şubat’ta başlattığı İran’a dönük saldırılarla, tüm Orta Doğu zorlu bir sürecin içine girdi. Devrim Muhafızları’nın etkisini kırmak ve İran’ın enerji kaynaklarını küresel ekonomik sisteme yeniden eklemlendirmek hedefiyle yürütülen bu süreçte ABD ve İsrail, Tahran yönetiminin etkisini kırmak için her türlü hamleyi göze almış durumda.

Operasyonal sürtünmeler ve ABD bürokrasisindeki emir-komuta tartışmaları gölgesinde ilerleyen harekat, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasıyla küresel enerji arzını sarsarken çatışmaların Kıbrıs hattına sıçrama riski, Türkiye’yi garantörlük haklarını kullanarak Doğu Akdeniz’e askeri unsur gönderme eşiğine getirdi.

Pakistan-Taliban hattındaki zamanlaması manidar hareketlilik ve Avrupa’nın derinleşen mühimmat ile LNG kriziyle birleşen saldırılar, bölgeyi yeni bir jeopolitik kırılmanın eşiğine sürüklemiş durumda.

ABD ve İsrail’in İran saldırıları ve Batı’da mühimmatın tükenmesiyle ilgili gelişmeleri Güvenlik Analisti Suat Delgen ile konuştuk.

‘Saldırının hedefi İran’ı 1979 İslam Devrimi öncesi duruma getirmek’

Suat Delgen’e göre ABD-İsrail iş birliğiyle gerçekleştirilen saldırılar, İran’ı devrim öncesi döneme getirmeyi ve kaynaklarını küresel sisteme eklemeyi hedefliyor:

“Dini lider Hamaney’in hedef alınması hem İsrail’in hem de ABD’nin burada rejim değişkliği hedeflediğini ortaya koyuyor. Hamaney’in inanan insanlar için ifade ettiği şey ortada. İran tarafından da Amerika ve İsrail’in kararlılığı anlaşılmıştı. Bu harekatın askeri hedefi varsa bu hedef İran’ın Devrim Muhafızları’nın etkisini sınırlandırmak. Hedef, İran’ın 1979 İslam Devrimi öncesi durumuna yeniden getirilerek ABD müttefiki bir yönetim oluşturulması. İran’ın kaynaklarının kriz içerisinde olan küresel ekonomik sisteme eklemlenmesi hedefleniyor. 12 Gün Savaşları’nı çok iyi analiz ettiklerini düşünüyorum. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması daha geç yapılabilecekken çok daha erken ortaya alındı. İran’ın aylık balistik füze üretim kapasitesi aylık 100 ve Rubio’nun açıklamasına göre 6-7 hava savunma füzesi üretilebiliyor. Her gün yoğun miktarda hava savunma füzesi harcanıyor. Hava hareketliliğine baktığımızda bir hava köprüsünün kurulduğu, bölgeye ilave savunma sistemlerinin Güney Kore ile Japonya’dan intikal ettirileceği net bir şekilde ortaya çıkıyor. Tarafların başarısızlığa tahammülü yok. Devrim Muhafızları hayatta kalabilirse bu onlar için başarı demektir.”

‘Afganistan’ın Pakistan saldırısı zamanlama olarak manidar’

İran operasyonunun kendi içerisinde bir sürtünme yaşadığını ifade eden Delgen, Afganistan’ın Pakistan’a dönük saldırısının zamanlamasına da dikkat çekti. Delgen’e göre halkı kışkırtarak destek almayı uman ABD, kitlesel bir kıyıma gidildiği durumda bu desteği alamayacak:

“Pete Hegset’in basın toplantısına gelindiğinde…Devlet tecrübesi olan insanlar bilirler ki sıkışılan yerde bürokratlar hep siyasilerin adlarını anmaya başlar. ABD’li bürokratlar emri Trump’ın verdiğini tekrarladı. Her şey kağıt üzerinde olduğu gibi olmuyor. Harekatın kendi içerisinde bir sürtünmesi var. Rusların ne düşündüğünü öğrenmek için askeri stratejistlerin yazıştığı Telegram kanallarına baktım. Orada mantıklı gelen seçeneklerden biri Bender Abbas Limanı’na yönelik kısıtlı bir harekat olacağı oldu. Afganistan’ın Pakistan’a yönelik icra ettiği harekatın zamanlama olarak İran saldırısı ile aynı döneme denk gelmesini manidar buluyorum. Belli noktalarda İran ile ortak harekat edebilecek bir yapı olan Taliban’ın içerisindeki bu yapılar elenince IŞİD ile Taliban içerisindeki bir grubun İran’a girme ihtimali doğdu. Pakistan ordusu ise Amerika’ya yakın. Trump, ‘Bagram Üssü’nü geri istiyorum’ demişti. Pakistan saldırılarından sonra da Taliban, Amerikalılara bunu kullandırtmak şeklinde açıklamalar yaptı. Eğer bir rejim değişikliği istiyorlarsa mümkün olduğunca Devrim Muhafızları ve Besic teşkilatının hedeflerini vurmaları gerek. Ancak kitlesel kıyıma gidildiğinde İran’da umdukları halk desteği varsa bile yok olmaya devam edecektir.”

‘Avrupa Birliği’nin iki ihtimali var’

İran’ın Körfez’e düzenlediği saldırılardan Avrupa ülkelerinin etkilendiğini ifade eden Delgen’e göre AB ülkelerinin önünde iki seçenek bulunuyor:

“Devrim Muhafızları’nın kurmay aklı birçok seçeneğe çok iyi çalışmış. Birleşik Arap Emirlikleri’nin Fujairah Limanı’nı vurdular örneğin. Hürmüz Boğazı’nın hemen girişinde bulunuyor. Kararlılıklarını ortaya koymak zorundalar. ‘Bu bizim son şansımız’ mesajını vermek zorundalar. İran en çok Birleşik Arap Emirlikleri’ne saldırmış. İsrail’e 300, Kuveyt’e 440 tane insansız hava aracı atılmış. Kuveyt’i kullanarak ufak çaplı bir askeri harekatı engellemeye çalıştıklarını düşünüyorum. Avrupa’da LNG stokları yüzde 30 seviyesinde. Katar’ın LGN üretimini durdurmasından en çok Avrupa Birliği etkilenecek. Avrupa Birliği ya toplanıp harekata katılarak Devrim Muhafızları’na diz çöktürecekler ya da Amerikalılara ‘Senin kaya gazın var ancak faturayı biz ödemeye başladık, bir yol bulun’ diyecekler.”

‘Rubicon geçildi’, önümüzdeki günler kritik’

İran’a dönük operasyonun Amerika’nın öngördüğü kadar iyi ilerlemediğini vurgulayan Delgen’e göre ‘Rubicon’ geçildi. Delgen, önümüzdeki günlerin daha da kritik geçeceğine işaret ediyor:

“Harekat Amerikalıların öngördüğü kadar iyi gitmiyor. Dini lider öldüğünde taktik komutanların ne yapacağına dair ellerinde yeterli bir bilgilendirme olduğunu anlıyoruz. Devrim Muhafızları’nın süreci iyi ve akıllıca yönettiğini söyleyebilirim. Her iki taraf içinde varlık yokluk savaşına dönmüş vaziyette. Ruslar ya da Çinliler açısından Amerikalıların İran’da bataklığa saplanması tercih edilebilir ancak ciddi bir lojistik yığınaklanma yapılıyor. Bu durum Amerika’ya çok pahalıya patlar. Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasına ilişkin bir şeyler konuşmuştuk. Bu düşünülemiyordu ancak Rubicon’un geçildiğini düşünüyorum. Önümüzdeki günler kritik.”

‘Türkiye, Kıbrıs gelişmesinde harekete geçmeli’

Devrim Muhafızları’nın Kıbrıs’a dönük balistik füze uyarısını hatırlatan Delgen, Türkiye’nin harekete geçmesi gerektiği görüşünde. Doğu Akdeniz’de denklemin değişebileceğine işaret eden Delgen, Türkiye’nin de mevcut konjonktürü kendi çıkarı için kullanması gerektiğini söylüyor:

“Türkiye bir taraf seçmek durumunda kalırsa Amerika tarafını seçecektir. Devrim Muhafızları adına açıklama yapan general ‘Kıbrıs’a balistik füze yağdırırız’ demişti. Güney Kıbrıs, Yunanistan, İsrail ve ABD’nin Doğu Akdeniz’de bir formasyonu var. Diego Garcia’nın kontrolü İngilizler ve Amerikalılara verilmişti ancak kullanım yetkisi hala İngilizlerde. Muhtemelen bombardıman uçaklarının kullanılmaması ve Devrim Muhafızları’nın İngilizler üzerinde baskı oluşturması için Kıbrıs’a yönelik faaliyet içine girmiş olabileceğini düşünüyorum. Nikos Dendias, Kıbrıs’ı korumak için bölgeye takviye yaptıklarını söyledi. Türkiye’nin bu noktada harekete geçmesi gerekir. Türkiye Kıbrıs’ın garantörü. Bu yüzden garantörlük hakkını kullanarak vatandaşların güvenliğini sağlamak üzere bölgeye unsur gönderebilir. Bu diplomatik açıdan akıllıca bir hareket olur ve meşru bir zemine dayanır. Doğu Akdeniz’de denklemin değişmeye başladığı bir dönemde olumlu hava oluşturulabilir. Yunanistan’ın Hizbullah ve İran tehdidine karşı patriot sistemi konuşlandırdığına dair haberler var. Herkes oluşan konjonktürü kendi maksadına uygun kullanıyorsa Türkiye de kullanmalı.”

‘Türkiye, Katar’ın yardım istemesi halinde ne yapacak?’

Delgen’e göre Katar ve Umman’ın saldırı altında olması Türkiye’nin eurofighter anlaşmalarını da etkileyecek. Delgen, Türkiye’nin Katar ve BAE’nin destek istemesi halinde alacağı tutuma dikkat çekiyor:

“Eurofighter almaya çalışıyoruz. Bu ülkelerden bir tanesi Katar diğeri de Umman ve şu anda saldırı altındalar. Bu koşullar altında ellerindeki uçakları Türkiye’ye satıp satmayacaklarını düşünmek lazım. Katar-Türkiye askeri anlaşmasının içeriğini bilmiyorum ancak oraya F-16 filosunun konuşlandırıldığı yönünde bilgiler var. Bu Katar’ın savunmasını içeriyor mu acaba? Katar ve BAE’nin ellerindeki hava savunma sistemleri tükenirse ve buna rağmen harekat devam ederse Türkiye’den yardım istediklerinde oradaki üssün pozisyonu ne olacak? Katar, CENTCOM’un merkez üslerinden bir tanesi. İran’a askeri harekat yapılacağı zaman bu üsler kullanılmasın isteniyor. Devrim Muhafızları çıtayı yüksekten açtı ve bu savaşın kendileri için bir ölüm kalım savaşı olduğunu biliyorlar. İsrail ile Türkiye’nin şu aşamada karşı karşıya gelmesini gerektirecek bir durum yok. Her iki kamuoyunda da bu söylemlerin alıcısı çok ancak böyle bir şey yok.”

‘İran’ın Kürt bölgesinde akışın yolu açılabilir’

Devrim Muhafızları karargahlarının vurulmasının, Kürt bölgesine bir akışa sebep olabileceğini ifade eden Delgen, Suriye’deki tutumu net olan Türkiye’nin bu noktada da benzer bir tavır takınacağı görüşünde:

“İsrail Hava Kuvvetleri’nin İran-Irak sınırı ve Kirmenşah Bölgesi’nde Kürt koridoru açılacak şekilde o bölgedeki Devrim Muhafızları karargahlarını vurmaları, ilerleyen aşamada Irak’ın kuzeyinden İran’ın Kürt bölgesinde bir akışın yolunu açabilir. Trump’ın Kuzey Irak’taki Kürt liderlerle konuştuğu söyleniyor. Ancak ne konuştular? Bizim Suriye’deki pozisyonumuz ortada. Bu ortadayken İran’da farklı bir tavır takınmamız ne kadar beklenebilir? Türkiye’nin en çok uğraştığı konulardan bir tanesi Kürt isyancıların İran’a kaçışı ve sınır düzeltmesi müzakereleri olmuştur.”
ETİKETLER: , , , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.