‘ABD’nin Suriye’den çekilmesiyle İsrail-Suriye arasında yeni bir pencere açılacak’
Emekli Kurmay Albay Ünal Atabay’a göre SDG’ye verdiği desteği çeken ABD, bölgeden tam olarak çekildiğinde İsrail-Suriye arasında yeni bir denklem arayışı olacak. Atabay, SDG’nin tasfiyesinin olası bir Türkiye-İsrail komşuluğunu ise engellediği görüşünde.
Ahmet Şara’nın görevdeki ilk yılı, Suriye’nin kuzeyinde son on yılın en keskin stratejik makas değişimlerinden birine sahne oluyor. Şara liderliğindeki güçlerin, Türkiye ve ABD’nin eşgüdümlü desteğiyle Kürt güçlerine yönelik başlattığı operasyonlar, bölgedeki statükoyu yerle bir ederek yeni bir jeopolitik tasarımın kapısını araladı.
Yıllardır Suriye sahasında SDG ile kurduğu ortaklığı ‘IŞİD ile mücadele’ parantezine alan Washington’un, Ahmet Şara’yı yeni bir müttefik olarak konumlandırması, bölgedeki taşları yerinden oynattı. Bu hamle, İran’ın bölgedeki nüfuzunu kırma hedefi de taşıyor. Bölgedeki gelişmelerde rol oynayan Türkiye’nin ise süreçte hangi adımları atacağı merak konusu.
Şam-SDG-ABD üçgenindeki son gelişmeleri Emekli Kurmay Albay Ünal Atabay ile konuştuk.
‘Kürtler bölgesel ve küresel denklemleri okuyamadı’
Ünal Atabay, bölgesel dinamikleri yeterince analiz edemeyen Kürt güçlerinin, ABD’nin kendileriyle süresiz bir ittifak içinde olacağını düşünerek yanılgıya uğradığını düşünüyor. Atabay’a göre ABD’nin tamamen çekildiği bir Suriye’yi tahayyül etmek için henüz erken:
“Bir devletin; devlet dışı aktörlerle, terör örgütü unsurlarıyla müttefikinin olmaması gerektiğinin altını hep çiziyorduk. YPG ve SDG olarak ifade edilse de bunun PKK uzantısı olduğunu ifade ediyorduk. Yalnızca PKK terör örgütü olarak kabul ediliyor, SDG edilmiyordu. Amerika gibi büyük bir devletin bunları müttefik olarak kabul etmesi normal bir hareket değildi. Amerika’nın SDG’yi elinin tersiyle iteceği belliydi. 2017’de de bu ifade edilmişti. ‘YPG ile olan ilişkimiz taktiksel ve geçici’ demişlerdi, bu şu an tecelli etti. Türkiye de burada yapılacak iş birliğinin kendisiyle yapılması gerektiğini söylüyordu. ABD’nin hem NATO üyesi hem müttefik hem de terör örgütünü destekleyen bir devlet olması normal değildi ve bunun altı hep çiziliyordu. Terör örgütü de yanıldı. Sonsuza kadar iş birliği olabileceğini düşündü ancak konjonktür böyle değil. Kürtler bölgesel ve küresel dinamikleri ve denklemleri okuyamadı. Koşullar sürekli değişiyor. Orta Doğu’da 24 saat çok uzun bir süre. Amerika’nın Suriye’den çekileceğine dair iddialar var. Irak’a çekilebilir ancak Orta Doğu’nun 11 ülkesinde 46 civarında üssü var. ABD, Orta Doğu’da bir maya tutturmaya çalışıyor. Orta Doğu’nun kendi sosyolojik gerçekleri ve dinamikleri var. Bölgedeki ülkelerin kendi ajandaları var. Türkiye’nin güvenliği açısından bu örgütün buradaki olmazlığını defalarca söylemiştik. Bölge o kadar hareketli ki Amerika Suriye’den çekildiğinde ne olacağını bilmiyoruz.
Suriye’de ulus devlet meselesi çok kolay değil. Arap aşiretlerinin geleneksel klanların bazı sosyolojik gerçeklere dayanan yaşantı tipleri var. Esad döneminde dahi Deyrizor aşiretlerinin çoğu özgür bir şekilde, başlarına buyruk yaşıyorlardı. Burada ulus-devlet modelinden ziyade merkezi bir anayasa çerçevesinde, yasaların ve ilgili mevzuatın olduğu bir sistemle, saha gerçekliğinde ise gevşek bir idari yöntemle karşılaşıyoruz. Suriye sahasının kendi gerçekleriyle ilgili bir durum bu. Dizayn edilmek istense de edilemeyecek bir durum var.”
‘En çok konuşulan gündem IŞİD olacak’
Atabay, SDG’nin tasfiyesinin ardından serbest kalan IŞİD’lilerin bazılarının Irak’a nakli ile ilgili söylenen sayıların gerçekle örtüştüğüne işaret ediyor. Atabay’a göre önümüzdeki günlerde bölgede en çok konuşan aktör IŞİD’liler olacak:
‘İran ve İsrail, çatışma ortamına hazırlık yapıyor’
Atabay’a göre Suriye’de denklemleri değiştiren ABD, İran’ın etkisini azaltmaya dönük politikalar izleyecek. Atabay, İsrail ve İran’ın zamanı belirsiz bir çatışma ortamına hazırlık yaptığını düşünüyor:
“Amerika’nın önümüzdeki günlerde İran’ın Irak’taki etkisini azaltmaya dönük bazı faaliyetleri olabilir. İran’dan önce Irak’ın tanzimi ve dizaynı öncelik olabilir. İran’ın belki iç dinamiklerle ilgili zemin kaymaları oluşabilir. Amerikan ve İsrail cephesinin böyle bir beklentisi olabilir. 12 Günlük Savaş’tan İsrail de İran da ders çıkardı. Kendi eksiklerini ve açıklarını kapatacak şekilde zaman kazanmaya dönük oyalama taktikleri de var. İsrail’in demir kubbe ile ilgili eksikleri tespit ettiği iddia ediliyor. Bu yüzden zaman kazanmak istediği belirtiliyor. İran da ayın şekilde. Gelecekteki çatışma ortamına bir hazırlık olduğu anlaşılıyor. Bunun zamanlamasını kestirmek zor. Bölgede ne olacağı ABD’nin küresel anlamda Grönland’dan Latin Amerika’ya kadar uzanan meseleler üzerindeki öncelikleri ve buraya ayıracağı enerjiye bağlı. Trump’ın nasıl bir ajandayla sabaha uyanacağı şüpheli.
Öte yandan Barzani ile YPG arasında Esad döneminde de yaşanan bir ortaklık projesi üzerinde çalışılmıştı. Suriye’nin kuzeyinde peşmergelerin yerleştirilmesi konusunda bir projeleri olmuştu. Duhok Anlaşması yapılmıştı ancak ideolojik farklılıklardan ötürü ilerlemedi. Barzani’nin Suriye kolu ile YPG’nin birlikte hareket edeceği ortak bir yapıya bürünmesini ABD ve Fransa destekledi. Fakat bu proje bir şekilde ilerlemedi.”
‘ABD, Türkiye’nin beklentisiyle aynı noktaya geldi’
Suriye’deki kültürel yapının çok denklemli oluşuna işaret eden Atabay, ülkede ayrılıkçı bir politikanın tutmayacağını ifade ediyor. Atabay’a göre SDG’ye desteğini çeken ABD’nin bu kararında Türkiye’nin baskısı etkili oldu:
‘İsrail, ABD’siz bir inisiyatif üretemez’
Atabay, SDG’ye verdiği desteği çeken ABD’nin bölgeden çekilmesi halinde İsrail ile Suriye arasında yeni bir pencere açılmak istenebileceği görüşünde. Atabay’a göre İsrail’in bölgedeki hamleleri ABD’den bağımsız olamaz:
