Dolar 43,6136
Euro 51,3815
Altın 6.589,79
BİST 13.589,14
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 15°C
Az Bulutlu
İstanbul
15°C
Az Bulutlu
Cts 14°C
Paz 11°C
Pts 11°C
Sal 9°C

Adalet Değeri

23 Kasım 2025 12:42 AM
44

Adaletin değeri, yoksula, garibana “kanun uygulandığında” değil, dokunulmaz sanılanlara dokunulduğunda ortaya çıkar. Zira yoksulun yargılanması alışıldık bir haberken, güçlü birinin hesap vermesi, toplumda sarsıcı ve öğretici bir etki yaratır. Güney Kore’de yaşanan “fıstık öfkesi” vakası, bu açıdan hâlâ ders niteliğinde.

2014 yılında Kore Hava Yolları’na ait bir uçakta yaşananlar, başta bir magazin haberi gibi algılandı. Fıstıklar kabın içinde değil de poşette servis edildi diye öfkelenen birinci sınıf yolcu, kabin amirini azarlamakla kalmadı, onu uçaktan attırdı. Peki bu öfkenin arkasındaki kişi kimdi? Kore Air’in başkan yardımcısı ve aynı zamanda şirket sahibinin kızı: Cho Hyun-ah.

Toplum bu olayı önce şokla karşıladı. Zira mesele sadece “fıstık” değildi. Mesele, bir elitin, kendini tanrısal bir konumda görerek, işini yapan bir çalışanı küçük düşürmesi ve yetkisini keyfi kullanmasıydı. Bu olayın adı kısa sürede “nut rage” (fıstık öfkesi) olarak anılmaya başlandı. Güney Kore’de sokaklarda protestolar yapıldı, insanlar sosyal medyada adalet çağrısı yaptı. Ve belki de en önemlisi, adalet sistemi bu çağrılara kayıtsız kalmadı.

Cho Hyun-ah hakkında dava açıldı. Kabin amirine zorla müdahale ettiği ve uçuş güvenliğini tehlikeye attığı gerekçesiyle 1 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Güçlü bir ailenin üyesi, sermaye sınıfından biri, kamuoyunun gözleri önünde yargılandı. Cezası daha sonra indirilse de toplum şunu gördü: “Güçlüler de hesap verebilir.”

İşte adaletin asıl değeri burada yatar. Sokaktaki bir çocuğa sert davranmak kolaydır. Ama o çocuğa tokat atan yetkin bir iş adamını, bürokratı, siyasiyi yargılayabiliyorsan, işte o zaman adaletin bir anlamı vardır. Bu yüzden hukuk sisteminin meşruiyeti, sadece yasa kitaplarında değil, halkın gözünde ve vicdanında sınanır.

Bugün bizim coğrafyamızda da benzer durumlar yaşanıyor. Bazı insanlar kendilerini hukukun değil, hukukun üstünde görüyor. Toplumun güven duygusu sarsıldıkça, yargıya olan inanç azalıyor. Oysa adaletin gerçek itibarı, “dokunulmaz” denilenlere dokunulduğunda, “hesap vermez” denilenlerin hâkim karşısına çıkarıldığı anda başlar.

Ve unutmayalım: Toplumları ayakta tutan sütunlardan biri adalettir. O sütun eğilirse, sadece bireyler değil, bir ülkenin tüm geleceği eğilir, gölgelenir.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.