Barış Terkoğlu: İktidarın bir kanadının diğer kanadına mesaj verdiğini görüyoruz
Gazeteci Barış Terkoğlu, Radyo Sputnik’te yayınlanan Yazı-Yorum programında Fethi Yılmaz’ın konuğu oldu.
Cumhuriyet Gazetesi yazarı Barış Terkoğlu, son dönemde medya kuruluşları ve finansal yapılar üzerinden yürüyen soruşturma ve el koyma süreçleri ile “muhafazakâr sermayenin dönüşümü” hakkında konuştu.
Flash TV’ye el konulması, Papara soruşturması kapsamında Ekotürk’ün TMSF’ye devri ve çeşitli satın almalar sonrası yürütülen soruşturmalar üzerinden “medyada son dönemde yaşanan tabloyu” değerlendiren Terkoğlu, şunları söyledi:
Eğer gerçekten bu kadar büyük yayın organları, bankalar ve medya şirketleri kara parayla ya da illegal faaliyetlerin sağladığı gelirlerle satın alınıyorsa, devletin bundan habersiz olduğunu söylemek mümkün değildir. Türkiye gibi bankacılık sisteminin ağır denetimlerden geçtiği, BDDK gibi kurumların olduğu bir ülkede, bir kişinin banka sahibi olmasının son derece zor olduğunu hepimiz biliyoruz. Buna rağmen bu süreçler yaşanıyorsa, burada ya görmezden gelme ya da bilerek izin verme vardır. Ben devletin aciz ya da bilgisiz olduğunu düşünmüyorum.
Türkiye’de bir dönem ‘varlık barışı’, ‘yurt dışı sermaye gelsin’ gibi başlıklarla kaynağı sorgulanmayan para hareketlerine alan açıldı. Bu paraların medya kuruluşlarına, bankalara, büyük şirketlere dönüşmesine müsaade edildiğini düşünüyorum. Devlet isterse bunu engeller, buna gücü de vardır. Ancak o dönem siyasi tercihlerle buna izin verildi. Şimdi başka bir döneme girildi ve bu yapılara müdahaleler başladı. Elbette bu müdahaleler olurken iktidar içi güç mücadeleleri ve siyasi hesaplaşmalar da devreye giriyor.
‘Mütevazılık, değerler sistemi, kültür ve yaşam biçimi hızla aşındı’
Muhafazakâr kesimde sermaye ve mülkiyetle yaşanan hızlı dönüşümün ciddi bir değer erozyonuna yol açtığını anlattı.
Barış Terkoğlu şunları söyledi:
“Siyasi Susurluk” diye paylaşılan Mehmet Akif Ersoy’un doğum günü fotoğrafın hakkında konuşan Tekoğlu, şunları söyledi:
Bu fotoğraf üzerinden yapılan ‘Siyasi Susurluk’ benzetmesini ben yapmadım. Bu yorum, iktidara yakın bir gazete tarafından dile getirildi. Masumiyet karinesine dikkat etmek gerekir; bu fotoğraf bir doğum günü buluşması da olabilir. Ancak asıl önemli olan, bu benzetmenin kim tarafından ve neden yapıldığıdır. Medya, siyaset, yargı ve bürokrasiden isimlerin bir arada olduğu bu kare üzerinden iktidarın bir kanadının diğer kanadına mesaj verdiğini görüyoruz. Tartışma sadece adli değil, aynı zamanda açık bir siyasi hesaplaşmadır.
‘Amerikan dış politikasına mesaj vermektir’
Ekrem İmamoğlu’nun Foreign Affairs yazısına da değinen Barış Tekoğlu, konuya ilişkin şunları aktardı:
CHP, bu ülkenin kurucu partisidir. Kimliği dün oluşmuş, ne yapacağını bilmeyen bir parti değildir. Bir bağımsızlık savaşıyla kurulmuş, Cumhuriyeti inşa etmiş bir gelenekten söz ediyoruz. Böyle bir partinin, bugün dünyada dengelerin köklü biçimde değiştiği bir dönemde, ne söylediğini bilmez halde davranması kabul edilemez. CHP’nin dış politika vizyonu, tarihsel birikimiyle uyumlu ve kendi ayakları üzerinde duran bir çerçeve sunmak zorundadır.
Foreign Affairs gibi bir dergiye yazı yazmak sıradan bir şey değildir; bu doğrudan Amerikan dış politikasına mesaj vermektir. Ancak bu mesaj, ‘Batı’da demokrasi var, güvenlik mimarisi sağlam, biz de buna yeniden eklemleneceğiz’ varsayımına dayanıyor. Oysa Almanya Başbakanı bile açıkça ‘Pax Americana bitmiştir’ diyor. Yani İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan Batı merkezli düzen çökmüş durumda. Böyle bir tabloda, CHP’nin kendini hâlâ bu eski mimariye yaslaması dünyayı okuyamamak anlamına geliyor.
Günümüz dünyasında tek kutuplu düzenin sona erdiğine dikkat çeken. Barış Terkoğlu şunları söyledi:
