Dolar 43,9436
Euro 51,4043
Altın 7.486,03
BİST 13.346,43
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 13°C
Az Bulutlu
İstanbul
13°C
Az Bulutlu
Sal 11°C
Çar 13°C
Per 12°C
Cum 12°C

Bu kafayı keseceğiz!

2 Mart 2026 3:05 AM
34

BU KAFAYI KESECEĞİZ!

BU KAFA TÜRK’ÜN KAFASI!

TÜRKLER İSLÂM’IN KAFASIDIR MUTLAK KESİLMELİDİR!

1950’lerin Başbakanlarından Prof. Dr. Şemsettin Günaltay, 1915 yılında İsviçre’de öğrenciliği sırasında ’’Makedonya’da Türk Mezâlimi’’ adlı bir panele katılır ve konuşmacılardan birisinin aynen şunları söylediğini kaydeder:

 

‘’Yeryüzünden hilâl kalkıp, Hıristiyanlık bütün dünyayı yönetimi altına almadıkça, insanlık mutlu olamaz. Barbar ve kan dökücü bir din olan İslâm ortadan kaldırılmalı. Bütün bunları yapmamızın önündeki en büyük ve tek engel olan Türklerdir. Türkler, İslâm’ın kafasıdır, bu kafa kesilmeli. Türkler mutlaka Anadolu’dan çıkartılarak Altay Dağlarının gerisine sürülmelidir….”

 

”Türk’ün İslâm’a bayraktarlık, insanlığa hamilik yapan o muhteşem  kafası, bugün birilerinin ellerine tutuşturulan BOP TESTERESİYLE kesilmeye çalışılmaktadır. Terörsüz Türkiye masalı ise, Türk’e kurulan bir ABD- İSRÂİL TUZAĞIDIR”

 

Dünyanın iki büyük meselesi var!

”Ya Türkler aslına dönerek kendisini yeniden keşfedecekler,

Ya da Batılılar Türkleri yok edecekler”

 

Dünyanın öncelikli hedefi Türkleri yok etmek iken, buna karşılık Türklerin ana meselesi; kendini keşfederek aslına dönüp, Allah’ın ve muhteşem tarihinin kendisine biçtiği misyonu yeniden yüklenmektir.

 

KARREN FOGG DER Kİ;

”Türk milletini öldürmekle yok edemezsiniz! Türk milletini yok etmek için onun tarihini genç nesillerinin zihinlerinden silmeniz gerekir. Çünkü Türkler, her seferinde küllerinin içinde saklı kalan bir kıvılcımın sayesinde yeniden korlanarak yeni yeni devletler kurmayı başarabilecek üstün vasıflı ender bir millettir”

 

BATILILARIN İFÂDESİYLE TÜRKLER;

Bir Türk’ten kork!

İki Türk’ten daha çok kork!

Sakın üç Türk’ün bir araya gelmesine fırsat verme, çünkü teşkilâtçı ve cesur bir millettirler, anında bir devlet kurup, akıncı ruhlarıyla Batıya sefere çıkarlar!

 

İşte bugün bütün çabalar, üç Türk’ü bir araya getirmemek içindir.

Bunu başardılar mı?

Evet bunu fazlasıyla başardılar.

Nasıl mı başardılar?

Ümit Özdağ- Musavat Dervişoğlu- Yusuf Halaçoğlu ve diğerlerinin bir araya gelmelerini önleyerek başardılar!

 

Emperyalist Batı dünyası Türkleri kirli emellerinin ve yayılmacı politikalarının önündeki en büyük engel olarak görmektedirler.

 

Bu topraklarda yaşayıp, Müslüman olduklarını iddia ettikleri halde;

Müstâhkem mevki ve makamlarımıza kadar yükselip, ceplerinde onların madalyalarıyla dolaşan, Türk’ün her türlü nimet ve makamlarından istifade etmelerine rağmen Batılı şer güçleriyle ittifak içinde olup Türk düşmanlığı yapanların Müslüman değil, şeref yoksunu, Ermeni- Müstevli uşağı birer münâfık olduklarını söylemek daha yerinde bir ifade olur!

 

AVRUPALIYA GÖRE, İSLÂM’IN KAFASI TÜRKLERDİR

İslâm âlemi beden, Türkler ise bu bedenin üstündeki kafadır.

Bedeni devirmek için, önce o bedenin üstündeki kafayı kesmek gerek!

 

Ne hazindir ki o kafa bugün, İslâm dinini referans göstererek siyâset yapanlar tarafından ellerindeki HAÇLI- SİYON- BOP TESTERESİYLE kesilmeye çalışılmaktadır!

 

En son olarak Çanakkale ve İstiklâl Savaşında Türkleri savaşarak yok edemeyeceğini anlayan Batılılar, bu tarihlerden sonra içimizden SOY- KAN VE İMAN ÖZÜRLÜ MAŞALAR bulup, onları TRUVA ATLARI olarak bünyemize sokup, en müstahkem noktalarımızda söz sahibi yaparak kirli emellerini gerçekleştirmenin peşindeler.

 

Dağlara, taşlara, meydanlara yazılı ‘’Ne mutlu Türk’üm diyene’’ sözünü / Anayasadan geçen ”Türk kimliğini” / Devletin resmi kurumlarının tabelâlarında ki TC ibâresini / Okullarımızda okutulan Andımızı içlerine sindiremeyenlerin her biri, Türkleri yok etmek isteyen Batılıların içimize sokmuş oldukları SOY- KAN VE İMAN ÖZÜRLÜ MAŞALARIDIR!

 

NE YAPILMALI?

‘’Ey Türk! Titre ve kendine dön’’

 

Türk milleti, asker millet oluşundan dolayıdır ki her devirde olduğu gibi yine bir komutan bekliyor.

 

Türk milleti kendisine; ”Dedenin 9 Eylül 1922 de İzmir’den denize döktüğü palikaryaların geride kalan enikleri şimdi sana kefen biçiyor, EY TÜRK! TİTRE VE KENDİNE DÖN” emrini verecek komutanının yolunu gözlüyor!

 

”EY TÜRK! TİTRE VE KENDİNE DÖN” sözündeki titreme, beden-i bir titreyiş olmaktan öte ruhi bir titreyiştir ki tasavvufta buna cezbe hâli denir.

 

At, arpayı görünce kişner çünkü at en çok arpaya düşkündür.

Mü’min kişi, Allah lâfzı geçince ‘’Ya Hakk’’ diye kendinden geçer.

Asil ve soylu insanlar ise, TÜRKLÜK / VATAN / BAYRAK kavramlarını duyunca öylesi bir titrerler ki, gönüllerinde korlanan milli duygular, vücudunun bütün hücrelerine sirâyet ederek, her bir hücreyi pimi çekili patlamaya hazır bir el bombasına çevirir.

 

BU İFADE, KUVAYI MİLLİYECİLERDEN SONRA;

Yalnız ve yalnız Türkeşin etrafında toplanan Türk milliyetçilerine ve O’nun rahle-i tedrisinden geçen ülkücü bozkurtlara yakışan ve onlarla örtüşen yüksek bir vasıftır.

 

TÜRK BİR TİTRERSE!

Türk’ün titremesinin ne anlama geldiğini tarihi tecrübelerle çok iyi bilen belli karanlık mahfiller ve içimizdeki İMPARATORLUK TORTULARI ‘’Ey Türk! Titre ve kendine dön’’ sözünden hiç mi hiç hoşlanmazlar.

 

VE BU TİTREYİŞİN SONUCUNUN;

Atilla ile Roma’nın kalbinin mızrak gibi delinmesi,

Kılıçarslan’la Haçlının perişan edilişi,

Alparslan’la Mâlazgirt’te Romen Diyojen’in hazin sonu,

Fatih Sultan’la 1453 İstanbul’un fethi,

Ve dahası;

Çanakkale ile boğazın karanlık sularının yedi düvele mezar oluşu ve

Atatürk’ün öncülüğünde Kuvayı Milliye ruhuyla, İstiklâl Savaşının akabinde 9 EYLÜL 1922 de İzmir’den denize dökülüşleri olduğunu çok iyi bilirler.

 

NETİCE OLARAK DERİM Kİ

İstiklâl Savaşının kılıç artıklarından olup, imparatorluk tortusu olarak içimizde bu zamana kadar barınan kanı bozuk ve soy özürlü etnik çete mensuplarından Türklüğe saygı ve sadakati, böylesi bir vatan, bayrak, namus hassasiyetini ve de titremelerini beklemek, büyük bir çelişkidir ve aynı zamanda onlara karşı yapılmış olan bir haksızlıktır (!)

 

EY TÜRKOĞLU!

Batılı seni halletmeden sen kendini yeniden keşfet, özüne dön, kanındaki asli cevheri bir yanar dağ gibi harekete geçir!

 

O cevheri harekete geçir ki o cevher kızgın lav olup seni halletmeye kalkışan Batılıları ve onların içimizdeki kirli maşalarını, Vezüv’ün lavlarının Pompei Şehrinin sapıklarını yakıp kül etmesi gibi yakıp kül ederek helak eylesin!

 

Şayet sen bunu halledemez isen, Batı seni halledecektir!

 

İTLER ÜRECEK,

TÜRK ASLINA DÖNECEK,

VE İTLER ÜRDÜKLERİYLE KALACAK!

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
5 Mayıs 2025 5:06 AM
29 Kasım 2025 5:31 AM
9 Ocak 2025 4:41 AM
29 Eylül 2024 2:42 AM
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.