Dünyanın, Amerika’nın ağabeyliğini kabul etmesi. Şimdi emperyalizmin görünce daha hiyerarşik ve tutarlı olduğu dönemlerde egeminin egemenliği bir ölçüde kabulleniliyor olabilir ama bu mutlaka beraberinde çelişki biriktirir. Burada da aslında bunu gözlemliyoruz.Yani Amerika Birleşik Devletleri’nin uzun süredir sorgulanmakta olan uluslararası egemenliği bir yandan her gün muhatapları tarafından reddedilmiyor belki ama giderek buna karşı biriken çelişkiler İran örneğinde gördüğümüz gibi patlayıcı sonuçlar doğuruyor. Diğer taraftan yani İran’ın önemli bir bölgesel güç olduğunu biliyoruz. Öteden beri bunun başka izlerini de gördük, başka emarilerini de gördük ve bu olan bitenlerde İran bunu kendisi başarmış olamaz, mutlaka birisi İran’ı silahlandırıyordur diye komplo teorileri de yazmaya gerek yok. İran’da çok uzun zamandır böyle bir karşı karşıya gelişe hazırlıyor kendisini ve bu karşıya karşıya gelişte kendisinden ve kendi ittifak noktalarından orta doğudaki başka güvenebilçeği çok fazla bir şey olmadığını da biliyor bence. Yani dünyada da böyle bir dengenin kurulması mümkün değil çünkü emperyalistler her zaman dengeyi bozmaya yönelirler. Dolayısıyla dengeler ancak kararsız ve geçici olabilir. Emperyalizmi geri durmaya, kendisini sınırlandırmaya zorlayabilecek tek şey onun ölçeğinde bir sistem dışı güçtür. Bugün böyle bir şey yok dünyada. Yani Sovyetler ortadan kalktığı günden bu yana dünya çapında emperyalizmin giderek daha ağır biçimde dizginsizleştiğini görüyoruz. Gerekli olan karşı ağırlık ortadan kalktı. Ama bu şu manaya gelmiyor. Emperyalizm her bu çeşit saldırganlığa kalkıştığında yenilmelidir. Yenildiği zaman işte böyle olmuyormuş bu iş daha düzgün davranın diye sınırlarına çekilmeyecektir ama yenilebileceği görülecektir. Bu meselenin kalıcı olarak çözümünün tek yolu vardır. Bir kez daha dünyada Sovyetler Birliği’nin yaşandığı gibi, Vietnam’da yaşandığı gibi sosyalist devrimler yaşanacak. Bu sosyalist devrimler giderek emperyalizmi dünyanın daha dar bir coğrafyasına sıkıştıracak ve sonunda da ortadan kaldıracak. Bunun tek yolu bu. Buraya giden yolda Amerika Birleşik Devletleri’nin, İsrail, Avrupa Birliği’nin yani o klasik emperyalist maddesi askeri girişimlerinde alacağı her yenilgi, alacağı her yara insanlığın hanesine bir kazanımdır. Şu an dünya çapında olmakta olan şeyleri bir hafife alma eğilimi var. Aslında bir çeşit yani orta sınıf korkaklığı bu, mezarlıkta ıslık çalmak gibi ama emperyalizmin şiddeti giderek dozaj arttırıyor ve arttırmak zorunda. Çünkü yani sermaye birikimi sıkıştıkça yeni sermaye biriktirme olanaklarına doğru saldırmak zorundadır emperyalizm. Dolayısıyla bu elimizdeki örnekte de birincisi Amerikan ve İsrail ittifakının, bu saldırgan ittifakın kolay kolay yenilgiyi kabul edemeyeceğini bilmeliyiz. Yani bu savaş bu biçimde sürdüğü müddetçe bundan bir hafta on gün sonra olmuyormuş deyip geri çekilemezler. Açıkça yenilemezler. Diğer taraftan İran da elindeki bütün gücü kullanarak kendisini savunmak zorunda. Çünkü yani bir ülke olarak onu ortadan kaldırmaya, silahsızlandırmaya, devletsizleştirmeye belki dışarıdan böyle kokla birilerini getirip ülkenin tepesine yönetici diye oturtmaya kalkış. Bir emperyalist saldırıyla karşı karşıya ve bunu engellemek için onlar da elinden gelen her şeyi yapacak. Dolayısıyla ben birincisi uzun bir şiddet sürecine girdiğimizi düşünüyorum Orta Doğu’da. İkincisi İran’ın bu süreçteki temel stratejisinin Orta Doğu’da kendisine düşman olan ülkeleri, bu düşmanlığın bir beledi olduğunu, Orta Doğu’da işbirlikçinin beledi olduğunu göstermek olduğunu düşünüyorum. Yani İran esasen ABD ve İsrail’in Orta Doğu’daki müttefiklerini, mesela Bahreyn, mesela Katar, mesela Suudi Arabistan, bu emperyalist işbirlikçisi olan ülkeleri bu işbirlikçinin bir beledi olduğunu gösterecek biçimde uyarıyor aslında. Temel stratejinin görüldüğü kadarıyla ben bu olduğunu düşünüyorum en azından şu aşama. Çünkü Orta Doğu’nun işbirlikçisi çok boldur ve İran şu an kuşatılmış durumda. Çevresindeki kuşatmayı ancak bu şekilde yapabilir. Hayatını kazanmaya çalışan emekçi halklar açıkça fark ediyorlar ki bir emperyalist savaş onlara sadece yıkım getiriyor, sadece kan, gözyaşı, ölüm getiriyor. Dolayısıyla yani bu savaş uzadıkça savaşın tarafı olan Amerikan müttefiklerinin işi çok zorlaşacaktır Orta Doğu’da. Baştaki kişiyi indirerek, yani Ayetullah Ali Hamane’yi öldürerek İran’ı teslim almayı düşünüyorlardıysa buna gerçekten inanmışlık görünüyorlar. Bu büyük bir ahmaklık. Ama bunun ötesinde sonuçta bir yandan da bu yürütülmekte olan savaşın kaba bir gerilme savaşı olmadığını ve İran’ın aslında oldukça kontrollü bir strateji giderek de kendi tarafından uygulanan şiddetin dozunu arttırmaya göre bir strateji uyguluyor gibi görünüyor olduğunun altını çizmek istiyorum. Bir kez daha bunu tekrar etmek istiyorum. Bu savaş uzadıkça emperyalistlerin ve işbirlikçilerin Orta Doğu’daki meşruiyeti büyük bir hızla azalacaktır. Dolayısıyla Türkiye’nin de mutlak suretle bu savaştan uzak durması, topraklarını hiçbir hal ve şart altında bu savaşı için kullandırtmaması, hava sahasını kullandırtmaması, ülkesindeki Türkiye’deki yabancı asker içeren, yabancı ekipman içeren ülkelerin de bu savaşta herhangi bir ruh üstlenmesini engellemesi gerekmektedir.