Dolar 44,1930
Euro 50,5631
Altın 7.133,73
BİST 13.092,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 10°C
Çok Bulutlu
İstanbul
10°C
Çok Bulutlu
Pts 12°C
Sal 12°C
Çar 10°C
Per 10°C

Kronik iltihapla mücadelede yeni araştırma: Sinbiyotik destek omega-3’ü geride bıraktı

Nottingham Üniversitesi’nin araştırmasına göre fermente kefir ile çeşitli prebiyotik liflerin birlikte kullanımı, omega-3 takviyesinden daha güçlü bir anti-inflamatuar etki gösterdi. “Sinbiyotik” olarak tanımlanan bu kombinasyon, sağlıklı yetişkinlerde iltihapla ilişkili proteinlerde en geniş düşüşü sağladı.

Kronik iltihapla mücadelede yeni araştırma: Sinbiyotik destek omega-3’ü geride bıraktı
12 Şubat 2026 8:09 PM
26

Bağırsak sağlığına yönelik takviyelerle ilgili dikkat çeken bir araştırma, kefir ve prebiyotik lif karışımının birlikte kullanımının, omega-3 takviyesine kıyasla iltihabı daha fazla azaltabileceğini ortaya koydu.

Nottingham Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden araştırmacılar tarafından yürütülen ve Journal of Translational Medicine dergisinde yayımlanan çalışmada üç farklı popüler takviye karşılaştırıldı: omega-3, yalnızca prebiyotik lif ve kefir ile prebiyotik lifin birlikte kullanıldığı “sinbiyotik” kombinasyon.

Altı hafta süren çalışmada en belirgin etki, fermente kefir ve geniş içerikli prebiyotik lif karışımını birlikte alan grupta görüldü. Araştırmacılar, bu grupta sistemik inflamasyon göstergelerinde en büyük düşüşün kaydedildiğini bildirdi.

Sinbiyotik etki nasıl oluşuyor?

Çalışmada kullanılan kefir, keçi sütünün canlı kefir taneleriyle fermente edilmesiyle elde edilen ve çok sayıda probiyotik bakteri ile maya türü içeren bir ürün. Prebiyotik lif ise bu yararlı mikroorganizmalar için “besin” görevi görüyor.

Bu iki bileşenin birlikte alınması “sinbiyotik etki” oluşturuyor. Lifler, bağırsaktaki yararlı bakterilerin çoğalmasını desteklerken, bu bakteriler bütirat gibi kısa zincirli yağ asitleri üretiyor. Bütiratın ise anti-inflamatuar ve bağışıklık düzenleyici etkileri olduğu biliniyor.

Araştırmada, sinbiyotik alan katılımcıların kanında ölçülen inflamasyonla ilişkili proteinlerin daha belirgin biçimde azaldığı tespit edildi. Bu göstergeler, yalnızca bağırsakta değil, tüm vücutta görülen iltihap düzeyini yansıtıyor.

Kronik hastalık riski açısından ne anlama geliyor?

Uzun süreli düşük düzeyli inflamasyon; kalp-damar hastalıkları, metabolik sendrom ve bazı diğer kronik hastalıklarla ilişkilendiriliyor. Araştırmacılara göre bağırsak mikrobiyotasını hem probiyotik hem de prebiyotiklerle desteklemek, bağışıklık dengesi ve metabolik sağlık üzerinde daha geniş kapsamlı bir etki yaratabilir.

Çalışmanın baş yazarı Dr. Amrita Vijay şu değerlendirmelerde bulundu:

Her üç yaklaşım da inflamasyonu azalttı ancak fermente kefir ile çeşitli prebiyotik liflerin birleşimi en güçlü ve en yaygın etkiyi gösterdi. Bu durum, yararlı mikroorganizmalar ile diyet lifleri arasındaki etkileşimin bağışıklık ve metabolik denge açısından kritik olabileceğini düşündürüyor.

Araştırmacılar, bir sonraki aşamada belirli sağlık sorunları bulunan kişilerde benzer çalışmalar yaparak bu etkinin klinik sonuçlara nasıl yansıdığını incelemeyi planladıklarını duyurdu.

ETİKETLER: ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.