Lübnanlı siyaset bilimci: İran, tarihsel olarak uzun vadeli direniş kapasitesini kanıtlamıştır
Lübnanlı siyaset bilimci Kasım Kassir, İran’ın lider suikastı ve askeri saldırının ilk şokunu hızla atlattığını, stratejisini ‘zaman faktörü ve stratejik sabır’ üzerine kurduğunu belirterek, olası bir ABD kara harekatının Washington için “yeni bir Vietnam”a dönüşebileceği uyarısında bulundu.
Lübnanlı siyaset bilimci ve İran dosyası uzmanı Kasım Kassir, Sputnik’e yaptığı değerlendirmede, İran’ın askeri saldırı ve ülkenin dini liderinin öldürülmesi sonrası ortaya çıkan ilk şoku kısa sürede absorbe ettiğini söyledi.
Kassir, bunun, okaklara çıkan geniş halk kitlesiyle, toplumun sisteme karşı kışkırtılmasına yönelik hesapların boşa çıkması; alternatif siyasi/kurumsal liderliğin hızla oluşturulması, beklenmedik ölçekte ve kapsamda bir askeri karşılık verilmesi gibi üç ana başlıkta başarıldığını vurguladı.
Uzman, İran’ın uzun soluklu çatışmalara dayanma kapasitesini tarih boyunca kanıtladığını hatırlatarak, 8 yıl süren İran-Irak Savaşı’nı örnek gösterdi ve bunu, bugün ağırlığı denizde bulunan ABD askeri varlığıyla karşılaştırdı.
Kassir, küresel ekonomik sarsıntıların ve İsrail’e yönelik saldırıların, çatışmanın seyri ve süresi üzerinde belirleyici olabilecek faktörler olduğuna dikkat çekerek, Tahran’ın ana stratejisinin “zamanı lehine kullanmak ve stratejik sabır” olduğunu vurguladı.
Siyaset bilimci, ABD Başkanı Donald Trump’ın olası bir kara savaşına yönelmesi halinde bunun ABD açısından “yeni bir Vietnam”a dönüşebileceğini savundu. Buna gerekçe olarak İran askerinin kara muharebesi tecrübesini ve ülkenin geniş, karmaşık coğrafyasını gösterdi. 1979’da ABD rehinelerini kurtarma girişiminde Amerikan birliklerinin çöl şartlarında yaşadığı zorlukları hatırlatan Kassir, herhangi bir kara macerasının “ABD askerlerinin tabutlarla ülkeye dönmesi” anlamına gelebileceğini, bunun da iç politikada ciddi olumsuz sonuçlar doğuracağını belirtti.
Kassir, İran’ın bazı komşu başkentlerdeki ABD üslerini vurmasının, kendi değerlendirmesine göre bu ülkelerdeki Amerikan askeri varlığına karşı “meşru müdafaa” kapsamında görülebileceğini söyledi. Tahran’ın Arap komşularıyla gerilimi tırmandırmak istemediğini, ancak sahadaki gelişmelerin bu yolu dayattığını ifade etti.
Uzman, Trump’ın müzakere sürecinde dayatmaya çalıştığı şartların, İran’ı “Amerikan ve Siyonist vesayeti” altına sokmayı hedeflediğini öne sürerek, “Hiçbir İranlı bu tür şartları kabul etmez” dedi.
