‘Suriye’de İsrail ile ittifaka zorlanan Türkiye için iki ihtimal doğacak’
Gazeteci Yavuz Alogan’a göre Suriye’de İsrail ile bir ittifaka zorlanan Türkiye için iki seçenek mevcut. Türkiye’nin izleyeceği ‘bir araya getirme politikasının’ iyi sonuçlar doğuracağını ifade eden Alogan, ‘Türk-Kürt-Arap federasyonu’ modelinin ise bir felaket senaryosu yaratacağı görüşünde.
ABD’nin Orta Doğu’daki taktik değişikliği, özellikle Suriye’yi çatışma ve dönüşüm sarmalına sürükledi. Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından bölgeyi dizayn etmeyi sürdüren ABD, SDG’ye verdiği desteği de çekerek yeni ve belirsiz gelişmelere kapı araladı. Suriye’deki HTŞ-SDG entegrasyonu, Washington’un silahlı gruplarla uğraşmak yerine İran’ı hedefe alan geniş kapsamlı yeni çatışmalara odaklandığına işaret ediyor.
Komşu ülkelerinde yaşanan gelişmelerde sorumluluğu bulunan Türkiye, sınır hattındaki tehditleri bertaraf etmiş gibi görünse de yükselen IŞİD tehdidinden etkilenecek. Türkiye’nin İsrail ile bir anlaşmaya zorlanması da ihtimaller arasında. Türkiye, İran’da yaşanacak olası gerilimden de en çok etkilenen ülkelerden biri olacak.
Suriye’deki son durumu ve gelişmelerin Türkiye’ye etkisini gazeteci Yavuz Alogan ile konuştuk.
‘ABD ‘Büyük Ortadoğu Projesi’nde taktik değiştirdi’
Washington’un savaş hazırlığı içinde olduğunu belirten Alogan, ABD’nin bu kapsamda Azerbaycan’dan Nil Vadisi’ne uzanan yeni bir jeopolitik alan açtığını söyledi. Alogan’a göre ABD’nin SDG’ye verdiği desteği kesmesi azınlıkların talepleriyle uğraşmak istememesinden kaynaklı:
“ABD’nin Büyük Orta Doğu Projesi’nin genel stratejisi içerisinde taktik değiştirdiğini görüyoruz. Bu taktiği Tom Barrack’ın sözlerini yorumlayarak anlayabilirdik, öngörülebilir bir şeydi. Ancak Barrack çok ciddiye alınmadı. Barrack üç kritik şey söyledi. İlk olarak Osmanlı döneminden kalma dönemi övdü ve uygulansa iyi olacağını söyledi. Sonrasında İsrail’in ulus-devlet istemediğini ifade ederek ‘Küçük kabilelerden oluşan güruhlardan müteşekkilsiniz, ulus devlet sizin neyinize’ der gibi konuştu. Sonrasında bölgede güçlü devletlere ihtiyaç olduğunu söyleyerek monarşi benzeri yapılardan bahsetti. Bunlar önemli ipuçlarıydı. ABD’nin bu bölgede yeni bir jeopolitik alan açtığını anlıyoruz. Bu alan Azerbaycan’dan başlıyor, Türkiye’yi, Suriye’yi, Irak’ı kapsıyor ve neredeyse Nil Vadisi’ne kadar gidiyor. Bu noktada İbrahim Anlaşmaları’nı da akılda tutmak gerek. Yeni jeopolitik alanın Amman’daki bir üsten yönetildiği söyleniyor. Mısırlı subayların Tel Aviv’deki askeri karargahta fotoğrafları yayınlanıyor. Bölgedeki Sünnilerle İran arasında bir çatışma öngörüldüğünü anlıyoruz. Suriye ve Irak’ın da bir kısmı Sünni. Maliki, Barzani’nin desteğiyle iktidara hamle yaptığında Trump’ın ayağına basılmış gibi bağırdığını gördük. Azerbaycan’ın durumu değişik. Nüfusunun büyük bir kısmı Şii ancak Tebriz ve Kirmanşah üzerinde öteden beri gelen irredentist görüşlerin olduğunu biliyoruz. Bu bölgeler genel olarak Azeri Türklerden oluşuyor. Böyle bir tablo var. Amerika bir savaşa hazırlanıyor ve bir jeopolitik alan açmış bulunuyor.
Bu benzer alan Avrupa’da da NATO tarafından açıldı. Baltık’tan başladı Polonya, Romanya, Bulgaristan, Yunanistan, Meriç bölgesi gibi bölgeleri silahlandırdılar. Birinci Dünya Savaşı’ndaki gibi kordon oluşturdular. Balkanları Rusya’nın etki alanından kurtarmaya çalıştılar vs. Benzer bir jeopolitik alanı Trump kendi alanında da açmaya çalışıyor. Trump; Grönland, Meksika Körfezi, Panama Kanalı şeklinde bir jeopolitik alan tarif ediyor. Avrupa ile arasına mesafe koymak isteyen Trump, Avrupa’yı Rusya ile baş başa bırakmaya çalışıyor. Böyle bir gerçeklikle karşı karşıyayız. ABD, bizim bölgemizdeki alanda büyük çatışmalar istemiyor. Yüksek talepler, silahlı etnik gruplar istemiyor. Silahlı etnik azınlıkların talebiyle uğraşmak istemiyor. SDG’nin dağılmasının genel çerçevesi de bu şekilde ortaya çıkıyor.”
‘YPG’nin tam teslimiyeti istendi’
Alogan’a göre SDG’ye verilen ABD desteğine rağmen HTŞ ile ağır bir silahlı çatışma yaşanmamasının sebebinde CENTCOM etkili oldu. YPG’nin tam teslimiyetinin istendiğini belirten Alogan’a göre bölgedeki gelişmelerden olumsuz etkilenen Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani ise ‘Türkiye ile anlaşma’ siyaseti izleyecek:
‘Türkiye’nin ‘başarısı’ tehlike de getirdi’
Türkiye’nin Suriye’de ‘dolaylı tutum’ pozisyonu aldığını belirten Alogan’a göre bölgede elde edilen ‘başarı’, IŞİD tehlikesini de beraberinde getirdi. Alogan, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Ahmet Şara’nın olası bir ‘sınır’ anlaşmasının da laikliği tehlikeye atacağı görüşünde:
‘Gazze Barış Kurulu, Türkiye ile İsrail’i açık bir ittifaka zorlayabilir’
Bölgedeki gelişmeler çerçevesinde Türkiye’nin İsrail ile ittifaka zorlandığını belirten Alogan, Gazze Barış Kurulu’nun bu ittifak için uygunluğuna işaret etti. Alogan, Suriye’de doğacak bir ‘demokratik özerklik’ federasyonunu, Türkiye için ‘felaket senaryosu’ olarak yorumluyor:
‘İran gündeminde Türkiye’nin tutumu çok önemli’
Alogan’a göre ABD’nin savaşa hazırlandığı İran’da, Türkiye’nin tutumu belirleyici olacak. Alogan, Türkiye’nin de savaşa girme tehlikesinin bulunduğuna işaret etti:
