Dolar 43,6136
Euro 51,3815
Altın 6.589,79
BİST 13.589,14
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 14°C
Hafif Yağmurlu
İstanbul
14°C
Hafif Yağmurlu
Cum 15°C
Cts 14°C
Paz 11°C
Pts 11°C

Daha özgür, şeffaf ve adil bir gazetecilik için

11 Ocak 2025 7:15 AM
87

Dün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü yani bayramı idi.

İsim olarak kulağa hoş geliyor, değil mi? Ancak “bayram” kelimesi, ne yazık ki basın çalışanlarının gerçeğiyle uyuşmaktan ne yazık ki oldukça uzak.

Gazetecilerin ekonomik ve mesleki koşulları, bu anlamlı günü kutlamaktan ziyade bir mücadele günü olarak görmelerine neden oluyor.

xxx

Malumunuz olduğu üzere ekonomik krizler, toplumu oluşturan her bireyi ve sektörü etkiler. Ancak basın sektörü, bu krizlerden iki kat fazla yara alır; çünkü basın, ekonomik baskılara ek olarak siyasi ve ideolojik baskılara da maruz kalır.

Ülkemizde birçok medya kuruluşunun büyük holdingler tarafından sahiplenildiği aşikardır. Bu holdingler, medya kuruluşlarını ticari çıkarlarını korumak ve siyasi ilişkilerini güçlendirmek için birer araç olarak kullanmadığını kimse iddia edemez.

Hal böyle olunca ne yazık ki basın özgürlüğünden bahsetmemiz imkansız oluyor.

Hani Basın özgürlüğü, demokrasinin temel taşlarından biri idi?

O özgürlüğün, yalnızca kağıt üzerindeki yasalarla değil, fiili uygulamalarla ölçüldüğünü hatırlatmakta yarar var.

Kaldı ki Herman ve Chomsky, medya kuruluşlarının ekonomik ve politik elitlerin çıkarlarını koruma işlevi gördüğünü öne sürer. Ülkemizde medya sahipliğinin büyük ölçüde belli başlı holdinglerin elinde toplanmış olması, bu teoriyi doğrular nitelikte.

Elisabeth Noelle-Neumann’ın sessizlik sarmalı teorisinde ise, toplumda azınlıkta olan görüşlerin medyada kendine yer bulmakta zorlandığını öne sürer.

Bugün medya organlarının büyük bir kısmının tek sesli bir yayın politikası güttüğünü düşündüğümüzde, bu kuramın etkilerini ve yansımalarını net bir şekilde görebiliriz.

Muhalif sesler ya duyulmaz hale getiriliyor ya da bu sesler sistematik olarak itibarsızlaştırılıyor.

Medyanın hangi konuları öne çıkarıp hangilerini görmezden geldiği, gündem belirleme kuramıyla, gazetecilerin yalnızca haberi nasıl sunduğunu değil, aynı zamanda neyin haber olup olmadığını da etkilediklerini gösterir.

Ekonomik krizle boğuşan medya kuruluşları, bazen hükümetlerin veya sponsorlarının belirlediği gündemi halka aktarmak zorunda kalır.

xxx

10 Ocak, basın çalışanları için kutlamaktan çok bir dayanışma günü olarak görülmelidir.

Çünkü gazetecilik, sadece ekonomik baskılarla değil, aynı zamanda özgürlüklerin kısıtlandığı bir iklimle mücadele etmek zorunda.

Bu zorluğun üstesinden gelmek için, gazetecilerin dayanışma ağları kurması daha da büyük önem taşıyor.

Ayrıca, toplum olarak basın özgürlüğünün sadece gazetecilerin sorunu olmadığını, aynı zamanda demokratik bir toplumda herkesin meselesi olduğunu unutmamalıyız.

Haber alma hakkımız, gazetecilerin özgürce çalışabildiği bir ortamla mümkün olabilir.

Netice itibariyle; Basın özgürlüğü, demokrasinin sürdürülebilirliği için vazgeçilmezdir.

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Bayramı, gazetecilerin sorunlarını dile getirmek ve çözüm yollarını tartışmak için bir fırsattır.

Umut ediyorum ki bir gün, gazetecilerin ekonomik ve siyasi baskılardan uzak, sadece gerçekleri halkla paylaşmaya odaklandığı bir bayramı hep birlikte kutlayabiliriz.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.